Türkiye Maden Haritası

Türkiye maden kaynakları açısından çok zengin bir ülkedir.En son güncel verilere dayanarak, Türkiye'deki maden rezervlerini websitemizde yayinliyoruz.

Asagidaki bilgiler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligi'nin izni ile bakanligin websitesinden alinmistir. 

Ülkemiz, üzerinde bulunduğu jeolojik yapının bir sonucu olarak dünyada kendi hammadde gereksiniminin önemli bir bölümünü karşılayabilen maden çeşitliliğine sahip nadir ülkelerden biridir. Dünyada toplam maden üretimi itibarı ile 28'inci, üretilen maden çeşitliliği açısından da 10'uncu sırada yer almaktadır. Dünya genelinde ticareti yapılan 90 çeşit madenden bugüne kadar sadece 13'ünün varlığı ülkemizde belirlenememiştir. Ülkemiz, geri kalan 50 çeşit maden açısından zengin ya da çok zengin, 27 çeşit maden bakımından ise yetersiz kaynaklara sahiptir.


Rezerv yönünden, başta bor, trona, bentonit, mermer, feldspat, manyezit, alçıtaşı, pomza, perlit, stronsiyum ve kalsit olmak üzere Türkiye dünyanın sayılı zengin ülkelerinden birisi konumundadır.

  • Dünya bor rezervinin %72’si,
  • Dünya feldispat rezervinin %23’ü,
  • Bentonit rezervinin %20’si ülkemizde bulunmaktadır.
  • Dünya da ikinci büyük soda külü rezervi olan Beypazarı Trona yatağını işletmek üzere kurulan tesis, yılda 1 milyon ton soda külü, 100 bin ton sodyum karbonat üretimi ile dünya tüketiminin %2,5’ini karşılamaktadır.
Türkiye'de bilinen 3.500'e yakın metalik ve 2.000 civarında endüstriyel hammadde yatak ve zuhurları bulunmaktadır. Ayrıca, 600'ün üzerinde sıcak su kaynağı ve 140'ın üzerinde belirlenmiş jeotermal enerji alanı bulunmaktadır.

Tablo : Madencilik Verileri

 

Birim

2000

2007

2008

2009

2010

ÜRETİM

Madencilik Sektörü Üretimi

Milyon TL

1.658

10.531

13.458

14.235

11.351*

Sanayi İçindeki Pay

%

4,32

6,28

7,17

7,92

7,32

GSYH İçindeki Pay

%

0,99

1,23

1,42

1,49

1,40

DIŞ TİCARET

Madencilik İthalatı

Milyon Dolar

7.097

25.314

35.650

20.625

20.522**

İthalat İçindeki Pay

%

13,02

14,88

17,65

14,64

17,87

Madencilik İhracatı

Milyon Dolar

569

1.661

2.155

1.683

1.224**

İhracat İçindeki Pay

%

1,82

1,55

1,63

1,65

2,40

YATIRIM

Toplam Madencilik Yatırımları

Milyon TL

324

3.120

3.260

3.069

4.224***

Kamu Yatırımları

"

100

651

665

826

1.456

Özel Sektör Yatırımları

"

224

2.263

2.295

2.243

2.767

Toplam Yatırımlar İçinde 
Madencilik Sektörünün Payı

%

1,62

1,59

1,54

1,87

2,03

* 2010 III.Dönem Sonu Değerleridir.                                                   
Kaynak : DPT Web sayfası
** 2010 Ekim Sonu Değerleridir.
***  Gerçekleşme Tahmini

2000-2010 yılları arasında madencilik sektörü üretiminin toplam sanayi sektörü üretimi içindeki payı sürekli artış göstererek cari fiyatlarla %4,32'den 7,32'ye (2010 Eylül sonu itibariyle) yükselmiştir. GSYİH içindeki payı ise %0,99'dan 1,40'a çıkmıştır.

Madencilik sektörünün (ham petrol ve doğal gaz dâhil) toplam ithalatı 2000 yılında 7,1 milyar dolar iken sürekli bir artış göstererek 2007 yılında 25,3 milyar dolara, 2008 yılında da 35,7 milyar dolara ulaşmıştır. 2009 yılında küresel mali kriz nedeniyle azalma gösteren madencilik ithalatı 20,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu mali krizin etkilerinin azaldığı 2010 yılında Ekim ayı sonu itibariyle ithalat 20.522 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2000 yılında %13,02 olan sektörün toplam ithalat içindeki payı, 2008 yılında %17,65, 2009 yılında %14,64 ve 2010 yılı Ekim ayında da %17,87 olarak gerçekleşmiştir.

Madencilik ihracatı 2002 öncesindeki durağanlığa karşılık, bu yıldan itibaren hızlı bir artış sürecine girmiştir. 2004 yılında 5177 sayılı Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra sektörde gelişen hareketlenmeyle birlikte maden ihracatında da önemli bir artış olmuştur. 2000-2008 döneminde sektör ihracatı yaklaşık 3,79 kat artış göstererek 569 milyon dolardan 2.155 milyon dolara yükselmiştir. 2009 yılında ise küresel mali krizin etkisiyle 1.683 milyon dolar olarak gerçekleşen ihracat 2010 yılının Ekim ayı sonunda 1.224 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Madencilik sektörü yatırımlarında 2000 yılı sonrasında çok ciddi bir artış trendi yakalanmıştır. Toplam yatırımlar 2000-2009 yılları arasında 10,1 kat artmıştır. 2000 yılında 324 milyon TL olan madencilik yatırımları 2009 yılında 2.243 milyon TL'si özel sektör yatırımları, 826 milyon TL'si kamu sektörü yatırımları olmak üzere toplamda 3.069 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılı madencilik sektörü yatırımlarında %73'lük pay ile özel sektör başı çekmektedir.

Madencilik yatırımlarının 2010 yılı tahmini rakamlarına göre 2.767 milyon TL'si özel sektör yatırımları, 1.456 milyon TL'si de kamu sektörü yatırımları olmak üzere toplamda 4.224 milyon TL düzeyinde olması beklenmektedir. Bu gerçekleşmelere göre madencilik yatırımlarında özel sektör yatırımlarının payı %65 düzeyindedir.

(Kaynak: DPT Sektörlere Göre Sabit Sermaye Yatırımları)


Altin

Altın, çok eski çağlardan bu yana sahip olduğu temel işlevleriyle en gözde metallerden birisi olmuştur. Altının bu önemli işlevlerini, ziynet eşyası olarak kullanımı, servet biriktirme ve değişim aracı oluşu, kolay işlenebilme özelliği, dayanıklılığı ve pek çok endüstri dalında (elektronik, uzay ve havacılık teknolojisi, tıp, dişçilik, dekorasyon ve mühendislik sektörlerinde) yaygın kullanımı teşkil etmektedir. Dünyada üretilen altının %60’ı mücevher, %15’i altın para, %11’i elektronik, %5 dişçilik, %3 madalya ve %6’sı da diğer sanayilerde kullanılmaktadır.

Dünya toplam işletilebilir altın rezervi 49.000 tondur. Rezervin %65′i dünya altın üretiminde ilk sıralarda yer alan Çin, G. Afrika, ABD, Avustralya ve Endonezya arasında paylaşılmaktadır. Dünya altın üretimi 2.500 ton civarında (2007) olup bu üretimin %46′sı bu beş ülkede yapılmaktadır.

Ülkemizde bilinen ve arama çalışmaları süren altın yatakları Ege, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaşmaktadır. Halen üretime hazır olan altın yataklarımızda 1 tonda 1,2 gr ile 12,65 gr arasında değişen miktarlarda altın bulunmaktadır. Buna göre işletilebilir altın rezervimiz metal bazında toplam 700 tondur. Jeolojik yapısı ve dünyadaki altın oluşum modellerine dayanılarak yapılan hesaplamaya göre Türkiye altın potansiyelinin 6.500 ton olduğu ve bu rezervle de dünyanın ikinci ülkesi haline gelebileceği tahmin edilmektedir.

Halen ülkemizde, İzmir/Bergama-Ovacık, Balıkesir/Havran, Gümüşhane/Mastra, Manisa/Salihli-Sart ve Uşak/Eşme-Kışladağ’daki Altın İşletmelerinde altın üretimi yapılmaktadır.

Tablo : Türkiye Altın Üretimi

Altın Üretim Miktarı (ton)*

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

5,39

3,26

4,17

8,04

9,92

11,12

14,45

16,40

* (metal olarak)

Ülkemiz dünya altın talebinde beşinci sırada yer almaktadır. 2008 yılına kadar yılda 200 tondan fazla altın ithal edilmekte, bunun tahmini olarak yarısına yakın bir kısmı işlendikten sonra mücevherat biçiminde ihraç edilmektedir. Ülkemiz, altın takı üretiminde Hindistan’ın ardından ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye’nin altın ithalatı 2007 yılında 231 ton, 2008 yılında 166 ton, 2009 yılında 37 ton ve 2010 yılında da 42 ton olarak gerçekleşmiştir. Altın fiyatlarının 2009 ve 2010 yıllarında aşırı derecede yükselmesi nedeniyle altın ithalatında önemli miktarda azalma olmuş ve ihtiyaç yurtiçinden “yastık altı altın” olarak tabir edilen hurda kullanımından karşılanmıştır.

Kamuoyunda altın arama ve işletme faaliyetlerine karşı, özellikle siyanür kullanımına ilişkin haklı gerekçelere dayanmayan bir hassasiyet bulunmaktadır. Günümüzde altın madenciliğinde siyanür, arama aşamalarının hiçbir kademesinde kullanılmamaktadır. Kömür, bakır, demir, bor, v.s. madenler nasıl aranıyorsa altın da benzer yöntemlerle aranmaktadır. Altın madenciliğinde siyanür, ocaktan çıkartılan tuvönan cevherden metal altının kazanımı için, ÇED izinleri kapsamında her türlü güvenlik tedbirleri alınarak yapılmış olan kapalı tesislerde kullanılmaktadır. Bu nedenle kullanılan siyanürün doğa ve insanla teması olmamaktadır. Bu güne kadar altın madeni işletmeciliğinde insan ve canlı varlığı açısından tehlikeli bir durumla karşılaşılmamıştır.

Dünyada yılda yaklaşık 1,5 milyon ton siyanür tüketilmektedir. Bunun %18’i (270.000 ton) madencilik sektöründe, geri kalan %82’si ise tekstil, sentetik kumaş, naylon, kauçuk, oto lastiği, metal işleme-çelik sertleştirme elektro kaplama, galvanizleme, kuyumculuk ve mücevherat, ilaç sanayi, haşere ve böcek zararlıları ile mücadelede, çivit imali, optik parlatıcılar ve fotoğrafçılıkta kullanılmaktadır. Dünyadaki altın üretiminin %85’i de siyanürlü yöntem ile yapılmaktadır. Türkiye’de ise yılda 300.000 ton siyanür sanayide kullanılmakta olup bunun sadece %1’lik kısmı altın madenciliğinde kullanılmaktadır.

Mermer

Doğal taş bakımından, jeolojik yapısı itibarıyla zengin bir potansiyele sahip olan ülkemizde, bu günkü verilere göre 3,8 milyar m3 işletilebilir mermer, 2,7 milyar m3 işletilebilir traverten, 995 milyon m3 granit rezervi bulunmaktadır. Bu değerlere göre Türkiye dünya doğal taş rezervinin yaklaşık %40'ına sahiptir. Türkiye'de yapılan araştırmalarda, 650'ye varan renk ve dokuda mermer çeşidinin bulunduğu belirlenmiştir. Başlıca doğal taş türlerimiz, çeşitli renk ve desenlerde kristalin kalker (mermer), kalker, traverten oluşumlu kalker (oniks), konglomera, breş ve magmatik kökenli kayaçlardan (granit, siyenit, diyabaz, diyorit, serpantin, vb) oluşmaktadır.

Rezervlerimizin, mermer çeşitliliği ile birlikte değerlendirildiğinde, sektörün önemli bir istihdam kaynağı oluşturduğu ve dünya pazarlarında önemli bir yere sahip olduğumuz görülmektedir.

Türkiye'de üretilen ve uluslararası piyasada en tanınmış mermer çeşitleri, Süpren, Elazığ Vişne, Akşehir Siyah, Manyas Beyaz, Bilecik Bej, Kaplan Postu, Denizli Traverten, Ege Bordo, Milas Leylak, Gemlik Diyabaz ve Afyon Şeker'dir.

Uzun yıllar ekonomimiz içindeki gerçek değerine ulaşamamış olan doğal taş sektörümüz, 1985 yılında Maden Kanunu kapsamına alınması ile yeni bir döneme girmiştir. Sektör, bu tarihten sonra her geçen yıl bir önceki yıla göre biraz daha büyümüş ve bugün maden ihracatımız içinde ilk sıradaki yerini almıştır. Madencilik sektörünün en önde gelen ihracat ve önemli bir istihdam kaynağı olan doğal taş sektörünün ülkemiz ekonomisi içindeki önemi oldukça büyüktür.

Günümüzde klasik mermer üretim yöntemleri terk edilerek yerlerini modern üretim yöntemlerine bırakmıştır. Mermer işleme kapasiteleri sürekli büyümekte, bir taraftan giren bloğun diğer taraftan ambalajlanmış ihracata hazır mamul hale getirildiği tesislerimizin sayısı sürekli olarak artmakta ve uzun yıllar blok mermer olarak yapılan ihracatımız artık büyük oranda mamul hale getirilerek yapılmaktadır.

Mermer sektöründe, 2.100 adet mermer ocağı, küçük ve orta ölçekli 1.500 fabrika ve 7.500 atölyede yaklaşık 250.000 kişi istihdam edilmektedir. Üretimin tamamına yakın kısmı özel sektör tarafından yapılmaktadır. Türkiye'de yıllık doğaltaş üretimi 2009 yılında yaklaşık 4 milyon m3civarında iken 2010 yılında yaklaşık 5 milyon m3 üretim yapılmış olup işleme tesislerinin toplam plaka üretim kapasitesi 6,5 milyon m2 civarındadır. 2009 yılında ülkemiz mermer ve traverten üretiminde dünyada 3'üncü sırada yer almıştır.

Tablo : Türkiye Doğal Taş Üretim Değerleri

2003-2009 YILLARI DOĞAL TAŞ ÜRETİMLERİ

Cinsi

Birim

Üretim

2004

2005

2006

2007

2008

2009

Diyabaz

m3

790

458

0

2.071

1.276

5.538

İgnimbrit

m3

39.820

5.282

20.174

18.486

26.313

122.172

Mermer

m3

1.207.584

1.578.730

1.855.740

2.801.757

2.262.537

2.715.601

Oniks

m3

57

451

2.578

5.663

230.616

2.322

Traverten

m3

601.068

696.545

1.017.672

995.065

759.118

1.002.866

TOPLAM

m3

1.849.319

2.281.466

2.896.164

3.823.042

3.279.860

3.848.499

Andezit

ton

81.900

517.831

2.485.956

4.115.184

3.307.107

1.908.544

Bazalt

ton

28.555

749.589

2.909.031

4.914.124

8.448.618

12.963.003

Granit

ton

125.030

160.930

320.069

252.354

367.959

324.718

Dekoratif taş+
Mozaik + Kayrak

ton

17.592

31.506

382.377

1.111.024

161.166

112.318

Serpantin

ton

0

1.027.345

5.763

305.262

 22.671

14.000

TOPLAM

ton

253.077

2.487.201

6.103.196

10.697.948

12.284.850

15.322.583

Not: Tüm andezit, bazalt ve granit üretim değerlerinin birimi "ton" olarak düzenlenmiştir.

Mermer, blok veya kesilmiş parlatılmış olarak ihraç edilmektedir. Doğal taş ihracatında katma değeri en yüksek ürün, işlenmiş mermer ve işlenmiş travertendir. Sektörün ihracat potansiyeli, yatırımlara paralel olarak hızla gelişmektedir. 2004-2010 arasında doğal taş ihracatımız %154 artışla 2,6 milyon tondan 6,6 milyon tona yükselmiştir. İhracat geliri ise 621 milyon dolardan %152 artışla 1.568 milyon dolara ulaşmıştır. 2010 yılı doğal taş ihracatının %53'ünü işlenmiş ürünler oluşturmaktadır.

İhracatın en önemli kısmını oluşturan işlenmiş mermer ve traverten ihracatında ilk sırada yer alan ülke ABD'dir. ABD'yi Irak, Suudi Arabistan, İngiltere, Libya ve diğer ülkeler takip etmektedir.

Blok mermer ihracatında ise en önemli alıcı yine Çin Halk Cumhuriyeti'dir. Ülkeyi sırasıyla Hindistan, Suriye, Tayvan ve İtalya takip etmektedir.

Blok granit ihracatında en önemli ülke ise Çin Halk Cumhuriyeti olmuştur. Ülkeyi Almanya ve Yunanistan takip etmektedir. İşlenmiş granitin en fazla ihraç edildiği ülkeler ise Almanya, İsviçre, İtalya ve Romanya olmuştur.

Dünya doğal taş ihracat sıralamasında daha birkaç yıl öncesine kadar sekizinci sırada yer alan Türkiye doğal taş sektörü, 2006 yılı itibari ile beşinci sıraya yükselmiştir. Özellikle mermer ve traverten ihracatında 2009 yılında da Çin, İtalya ve İspanya'yı geride bırakarak en fazla ihracat gerçekleştiren ülke olmuştur.

Tablo : Türkiye Doğal Taş İhracat Değerleri

Ürünler

Birim

2004

2007

2008

2009

2010

Blok 
Merm-Trav.

Miktar

(ton)

1.363.049

1.583.481

2.397.679

2.502.279

2.338.986

Değer

(1000 $)

125.786

162.913

307.818

319.837

363.676

İşlenmiş Merm-Trav.

Miktar

(ton)

1.025.259

770.675

1.536.798

1.404.665

1.580.714

Değer

(1000 $)

457.553

414.799

893.849

698.592

774.239

Blok Granit

Miktar

(ton)

174.907

4.315

1.631

1.052

64.067

Değer

(1000 $)

11.553

342

164

91

701

İşlenmiş Granit

Miktar

(ton)

19.026

30.816

37.392

32.681

23.983

Değer

(1000 $)

10.071

12.546

25.679

19.030

18.346

Diğerleri

Miktar

(ton)

36.994

2.349.142

1.177.103

1.056.538

2.633.157

Değer

(1000 $)

15.981

652.039

187.782

203.392

411.257

TOPLAM

Miktar

(ton)

2.619.235

4.738.429

5.150.603

4.997.214

6.640.908

Değer

(1000 $)

620.944

1.242.639

1.415.292

1.240.942

1.568.219

Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı, İMMİB

Bor

Bor, yeryüzünde toprak, kayalar ve suda yaygın olarak bulunan bir elementtir. Toprağın bor içeriği genelde ortalama 10-20 ppm olmakla birlikte ABD'nin Batı bölgeleri ve Akdeniz'den Kazakistan'a kadar uzanan yörede yüksek konsantrasyonlarda bulunur.

Bor mineralleri, yapılarında farklı oranlarda bor oksit (B2O3) içeren doğal bileşiklerdir. Bu mineraller öncelikle fiziksel işleme tabi tutularak zenginleştirilir daha sonra rafine edilerek çeşitli kimyasal bor bileşiklerine dönüştürülür.

Kimyasal bor bileşikleri genel olarak cam, cam yünü, cam elyafı, seramik, tarım ve deterjan sektörlerinde kullanılmaktadır. Bu alanlara karşılık gelen kullanım oranı %85'e yakındır. %15'lik kısım ise diğer olarak adlandırılan nükleer uygulamalar, askeri araçlar, yakıtlar, polimerik malzemeler, nanoteknolojiler, otomotiv ve enerji sektörü, metalürji ve inşaat gibi 500'e yakın alanda kullanılmaktadır.

Türkiye, dünyanın en büyük ve en iyi kalitede bor rezervlerine sahip olan ve buna paralel olarak dünyada en yüksek bor bileşikleri üretimini gerçekleştiren ülkedir. Dünya bor talebinin de önemli bir kısmı ülkemiz tarafından sağlanmaktadır.

Dünyada 8 ülkede bor rezervi bulunmakla birlikte önemli bor yatakları Türkiye, ABD ve Rusya'da yer almaktadır. Türkiye toplam 3 milyar ton rezerv miktarı ile Dünya toplam bor rezervi sıralamasında %72'lik pay ile ilk sıradadır. (Kazakistan'ın Satimola bölgesinde B2O3bazında 102 milyon ton rezerv olduğu bilgisi bulunmaktadır, fakat bu rezerve ilişkin çok farklı ve çelişkili rakamlar verildiğinden, bu rakam rezerv hesabına yansıtılmamıştır. Bu değer dikkate alındığında Türkiye'nin payı %67 olmaktadır) ABD ise toplam 80 milyon ton rezervle dünya toplam bor rezervinin %7'sine sahiptir.

MTA Genel Müdürlüğü ile Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü arasında 2002 yılında yapılan protokol ile hayata geçirilen Bor Master Arama Projesi kapsamında 2002-2006 yıllarında yapılan sondajlar neticesinde, 2 milyar ton olan %24-35 B2O3 içerikli bor rezervlerimiz 1 milyar ton artarak 3 milyar ton'a çıkartılmıştır. Rezerv geliştirme çalışmalarına devam edilmektedir.

Ülkemizin bilinen bor madeni yataklarının tümü Batı Anadolu'da, başlıca Eskişehir-Kırka, Kütahya-Emet, Bursa-Kestelek ve Balıkesir- Bigadiç'de bulunmaktadır.

Doğal bor ve kimyasal bor bileşikleri üretimini gerçekleştiren Eti Maden geniş bir ürün yelpazesi ile dünya bor sektöründe 2005 yılından itibaren lider konumuna gelmiştir. Eti Maden'in 2002 yılında 436.000 ton kimyasal bor bileşikleri üretimi 2010 yılında 1.399.677 ton olarak gerçekleştirilmiştir. 2011 yılı için 1.874.000 ton kimyasal bor bileşikleri üretimi programlanmıştır.

Eti Maden'in 2010 yılında, 629 milyon doları ihracat olmak üzere toplam bor ürünleri satış geliri 650 milyon dolar olarak gerçekleşmiş olup, toplam satış gelirlerinin %97'si ihracat gelirlerinden oluşmaktadır.

Uranyum ve Toryum

Bugün için uranyum ve toryum nükleer enerji hammaddeleri kapsamına girmektedir. Ancak, toryuma dayalı nükleer santralların henüz ekonomik boyutta devreye girmemeleri nedeniyle, toryum, halen sırasını bekleyen bir nükleer yakıt hammaddesi durumundadır.

Uranyum doğada hiçbir zaman serbest olarak bulunmaz. Çeşitli elementlerle birleşerek uranyum minerallerini meydana getirir. Yerkabuğunda yüzlerce uranyum minerali vardır; ancak bunların büyük çoğunluğu ekonomik boyutta uranyum içermezler. Ekonomik yatak oluşturanlar, autunite, pitchblende (uraninite), coffinite ve torbernite'tir.

Dünya uranyum kaynakları çeşitli üretim maliyetlerine göre, görünür ve muhtemel olarak sınıflandırılırlar. Günümüzde genellikle kg'ı 80 ABD dolarına mal edilen görünür rezervlerden uranyum üretilmektedir. Dünyada bu şekilde hesaplanan 2,60 milyon ton görünür uranyum rezervi vardır.

Türkiye'de uranyum aramalarına 1990 yılı sonuna kadar devam edilmiş ve 5 yatakta toplam 9.129 ton görünür uranyum rezervi ortaya konulmuştur. Bu 5 yatağın ortalama tenör ve rezervleri, aranıp bulundukları yıllarda, dünyaca kabul edilen ekonomik sınırlarda olmalarına rağmen, bugün için, bu değerler söz konusu sınırların oldukça altında kalmıştır. Bunun nedeni, son yıllarda nükleer santral planlamalarındaki önemli değişmeler ve özellikle Kanada ve Avustralya'da yüksek tenörlü, üretim maliyetleri çok düşük uranyum yataklarının bulunmasıdır.

Türkiye'de, geçmiş yıllarda MTA Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, Eskişehir- Sivrihisar-Kızılcaören yöresindeki nadir toprak elementleri ve toryum kompleks cevher yatağında, ortalama tenörü %0,2 ThO2 olan 380.000 ton görünür rezerv tespit edilmiştir. Ancak, söz konusu sahadaki toryumun zenginleştirilmesiyle ilgili teknolojik sorunlar henüz tam olarak çözülememiştir.

Trona

Trona cevheri, tabiatta doğal olarak bulunan soda minerallerinden en yaygın olanıdır. Soda Külü üretiminde kullanılan temel hammaddedir."Sodyum karbonat" veya "Tabii Soda" olarak da adlandırılır.

Şu an Türkiye gündeminde olan bor madeni ile kıyaslandığında miktar olarak bor madenine göre çok fazla olması, Avrupa'da trona madeninin olmaması ve kimya sanayisinde temel ara maddelerden biri olması nedeniyle ekonomik yönden bor ile yarışacak kadar değere sahiptir.

Trona esas olarak ticari alanda bazı yöntemler ve proseslerden geçirildikten sonra doğal soda külüne dönüştürülür. Dökme yoğunluklarına göre "ağır soda külü" ve "hafif soda külü" olarak isimlendirilir. Doğal soda külünün yaklaşık %52'si cam sanayinde, yaklaşık %25' i kimya sanayinde ve yaklaşık %11'lik bir kısmı da sabun ve deterjan sanayinde kullanılmaktadır.

Bugün dünyadaki işlenebilir trona rezervlerinin yaklaşık 45 milyar ton civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu rezervin yaklaşık 38 milyar tonluk kısmı Amerika Birleşik Devletleri'ndedir. ABD'de yılda 10 milyon ton doğal soda külü üretilmekte ve kendi iç ihtiyaçlarının yanı sıra başta sanayileşmiş Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya pazarlarına satılmaktadır.

Dünya Soda Külü pazarının büyüklüğü günümüz itibari ile yaklaşık 35 milyon tonluk üretim ile yaklaşık 3,5 milyar dolardır. Bu pazarın %70'ini sentetik olarak üretilen soda külü, %30'unu da tronadan üretilen doğal soda külü oluşturmaktadır. Dünya soda külü talep, üretim ve satışlarında önümüzdeki yıllarda da %2,5 seviyelerinde artışlar olacağı ve bu artışların ise daha çok cam üretimi sanayinde yoğunlaşacağı değerlendirilmektedir.

Türkiye, Ankara yakınlarında Beypazarı ilçesindeki rezervlere (yaklaşık 250 milyon ton) ilave olarak, 2007 yılında yine Ankara'nın Kazan ve Sincan ilçelerinde tespit edilen (yaklaşık 650 milyon ton) rezervleriyle yaklaşık 900 milyon tonluk işlenebilir trona rezervine sahiptir ve dünyada ikinci sırada yer almaktadır.

Türkiye'de trona madenini işleyerek doğal soda külüne dönüştürecek olan ve özel bir şirket tarafından yürütülen proje 17.03.2009 tarihinde tamamlanmış ve Ankara'nın Beypazarı ilçesinde işletmeye açılmıştır. Yaklaşık 375 milyon dolarlık bir yatırım ile gerçekleştirilen bu tesislerde yıllık ortalama 2 milyon ton trona işlenerek 1 milyon ton doğal soda külü, 100 bin ton sodyum bikarbonat ve 30 bin ton kostik soda elde edilecektir. İşletmeye geçen bu proje ile 1.500 kişiye doğrudan, yaklaşık 4.500 kişiye de dolaylı istihdam imkanı sağlanmıştır.

Tablo : Yıllar itibariyle üretilen tuvönan trona miktarları

Maden

Birim

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

Trona

ton

204

6.000

12

2.184

1.716

23.673

1.581.149

NOT: Burada yer verilen bilgiler Enerji Bakanligi'nin  web sayfası kullanıcılarına bilgi verme amacıyla hazırlanmış olup bağlayıcı bir resmi belge niteliği taşımamaktadır.